Hiç de basit değil!
Endüstri ürünleri tasarımında “basit” ulaşılması gereken
nokta mıdır ve ulaşmak sizi üstün kılar mı?
Yıllar süren eğitimlerimiz boyunca köylü gibi basit düşünmek
ve basiti bulmak hedefine yönlendirildik. Daha sonra geçen yıllarda da bilerek
ya da bilmeyerek bu hedefi benimsedik hatta öğrencilerimize benimsetmeye
çalıştık.
Köylü gibi basit düşünmek. Sorunun kaynağına inmek ve tam hedeften
vurmak. En güçlü kavramı en yalın
biçimle aktarmak.
Neden?
Endüstri ile köyün alakası ne ki. Köyde endüstri olsa köylü
basit mi düşünecekti sanıyorsunuz?
Ya kaybettiklerimiz neler, onlara hiç bakmadık.
Bu düşünme şekliyle sorgularken, çözümlerken ararken çoğaltmayı
ve çoğaltma yöntemlerinin kültürünü elden kaçırdık. Bilinmeyeni bilinir hale
getirme yeteneğimizi kaybettik.
Şehirde yaşayıp köylü gibi düşünme çaresizliğinin arkasında “en”
le başlayan büyük bir yalnızlık yatar.
Öyle bir tasarım yapayım ki “en” olsun daha öncesinde
yapılmamış daha sonrasında da yapılamayacak olsun
Öyle bir kitap yazayım ki “en “ olsun tasarımın kutsal
kitabı olsun ve dahası olmasın.
Öyle basitlikte bir tasarım olsun ki benimki, dünya âlem
ulaşılmazlığıma hayran, ben de zevkten ömür boyu mest olayım.
Öyle bir…. Siz çoğaltın
artık gerisini..
Ama durum öyle değil.
Dünya endüstrisini elinde tutanların bu basitlikten haberi
yok mu zannediyorsunuz? Sadece sizin mi aklınıza geliyor basitteki
ulaşılmazlığın güya gerekliliği.
Bu denklemde arıların yok olmasıyla insanoğlunun neslini
tüketmesi gibi bir benzerlik vardır. Endüstri ürünlerinde biçimde basite
ulaştıkça endüstriniz batar. Düşünsenize beş parçadan oluşan üniteniz var uyanık
bir tasarımcını onu iki parçadan üretilebilir hale getirdi. Aa ne güzel daha az parça ile hala aynı işi
yapıyoruz.
Sonuç: diğer 3 parçayı üreten tezgâhlar, makineler iflas. Binlerce insan işsiz ya da niteliksiz konuma
düştü. Aferin size. Bu yaratıcılığınız piyasadaki binlerce ürüne de yansıtın. Basit,
yalın adına doktor numunesine döndürdüğünüz akıl ürünü sonuçları da kapitalizmin
devlerine satıp torununuzu geçindireceğini hesapladığınız paralarla tatile
çıkın. Boş verin ekonomik hareketliliğin ana kaynağındaki çalışan tezgâhları. Zaten
benden sonra batsın bu dünya. Kim takar Endüstrinin devamlılığını. Birde buna “
efendim ucuza da mal edelim” fakir edebiyatını koyun ve seyredin curcunayı
artık.
Karmaşık düşüncenin altından kalkan bir zekânın, basit
düşünemeyeceğini veya eninde sonunda delireceğini falan mı sanıyorsunuz?
Anlamadınız mı hala köyde endüstrinin neden olmadığını.
Endüstrisi olmayan yaşam alanının bireylerinin bakış açısının
şehrin-kentin ana çarkındaki güce biçim vermesini nasıl aklınız alıyor?
Onu da benim aklım almıyor.
Kalın sağlıcakla..
Mehmet Naci Dedeal