4 Mayıs 2016 Çarşamba

Hiç de basit değil


Hiç de basit değil!

Endüstri ürünleri tasarımında “basit” ulaşılması gereken nokta mıdır ve ulaşmak sizi üstün kılar mı?

Yıllar süren eğitimlerimiz boyunca köylü gibi basit düşünmek ve basiti bulmak hedefine yönlendirildik. Daha sonra geçen yıllarda da bilerek ya da bilmeyerek bu hedefi benimsedik hatta öğrencilerimize benimsetmeye çalıştık.

Köylü gibi basit düşünmek.  Sorunun kaynağına inmek ve tam hedeften vurmak.  En güçlü kavramı en yalın biçimle aktarmak.  

Neden?

Endüstri ile köyün alakası ne ki. Köyde endüstri olsa köylü basit mi düşünecekti sanıyorsunuz?

Ya kaybettiklerimiz neler, onlara hiç bakmadık.

Bu düşünme şekliyle sorgularken, çözümlerken ararken çoğaltmayı ve çoğaltma yöntemlerinin kültürünü elden kaçırdık. Bilinmeyeni bilinir hale getirme yeteneğimizi kaybettik.

Şehirde yaşayıp köylü gibi düşünme çaresizliğinin arkasında “en” le başlayan büyük bir yalnızlık yatar.

Öyle bir tasarım yapayım ki “en” olsun daha öncesinde yapılmamış daha sonrasında da yapılamayacak olsun

Öyle bir kitap yazayım ki “en “ olsun tasarımın kutsal kitabı olsun ve dahası olmasın.

Öyle basitlikte bir tasarım olsun ki benimki, dünya âlem ulaşılmazlığıma hayran, ben de zevkten ömür boyu mest olayım.

Öyle bir….  Siz çoğaltın artık gerisini..

Ama durum öyle değil. 

Dünya endüstrisini elinde tutanların bu basitlikten haberi yok mu zannediyorsunuz? Sadece sizin mi aklınıza geliyor basitteki ulaşılmazlığın güya gerekliliği. 

Bu denklemde arıların yok olmasıyla insanoğlunun neslini tüketmesi gibi bir benzerlik vardır. Endüstri ürünlerinde biçimde basite ulaştıkça endüstriniz batar. Düşünsenize beş parçadan oluşan üniteniz var uyanık bir tasarımcını onu iki parçadan üretilebilir hale getirdi.  Aa ne güzel daha az parça ile hala aynı işi yapıyoruz.

Sonuç: diğer 3 parçayı üreten tezgâhlar, makineler iflas.  Binlerce insan işsiz ya da niteliksiz konuma düştü. Aferin size. Bu yaratıcılığınız piyasadaki binlerce ürüne de yansıtın. Basit, yalın adına doktor numunesine döndürdüğünüz akıl ürünü sonuçları da kapitalizmin devlerine satıp torununuzu geçindireceğini hesapladığınız paralarla tatile çıkın. Boş verin ekonomik hareketliliğin ana kaynağındaki çalışan tezgâhları. Zaten benden sonra batsın bu dünya. Kim takar Endüstrinin devamlılığını. Birde buna “ efendim ucuza da mal edelim” fakir edebiyatını koyun ve seyredin curcunayı artık.

Karmaşık düşüncenin altından kalkan bir zekânın, basit düşünemeyeceğini veya eninde sonunda delireceğini falan mı sanıyorsunuz?

Anlamadınız mı hala köyde endüstrinin neden olmadığını.

Endüstrisi olmayan yaşam alanının bireylerinin bakış açısının şehrin-kentin ana çarkındaki güce biçim vermesini nasıl aklınız alıyor?

Onu da benim aklım almıyor.
 

Kalın sağlıcakla..

Mehmet Naci Dedeal