Sanayi 4.0
Kısaca nedir, ne değildir ve endüstri ürünleri tasarımcıları için şimdi
ve gelecek zamanlarda neleri değiştirecek?
Aşağıdaki yazılan ilişkileri sıralı olarak görenler için sanayinin
gelmiş olduğu son aşamadır.
İnsan - insan
İnsan - makine
Makine – makine
Eğer bu yazılanları sıralı olarak görmüyorsanız
Makine – makine
İnsan – insan
Makine – insan
İlişkisi şeklinde de okuyup bir üstteki sıralamada oluşan algıdan daha
güçsüz bir algı oluşmuyorsa sizde, hala sanatçısınız, ama bu aralar endüstri ürünleri
ortamında tasarımcı olarak işiniz biraz zorlaşacak demektir.
Neden?
Çünkü sıralama şeklinde görüyorsanız, insanı bu süreçte yaratıcı unsur
olarak değil, hata kaynağı olarak görmeye başlamışsınız demektir.
Sanayi 4.0 dan olumlu beklentileri olanlar ne diyor bu konuda ona
bakalım.
Doğrudan
kaynak göstererek açıklama yapmak hedef göstermek gibi olacağından genel düşünceyi
kısaca ben özetlemeye çalışayım. Çünkü bu yazı bir akademik makale değildir. farklı bir hedef için hazırlanan
yazılardan cımbızla kelimeler çekip alıntılama yapmak zaman zaman yazarın ana
fikrini göz ardı ederek yazının kullanılması anlamına gelebiliyor.
Şöyle diyor yeni 4.0 sürümü.
“Asıl olan daha çok üretmektir ve bu üretim sürecinde insanın yeri
değişmiştir. Yazılımlarla donatılmış ilişkilerin adı bizce akıl demektir ve akıllı
nesnelerin aralarındaki internet, sonuca sıfır hatayla ulaşmaya en uygun
iletişim anlamına gelir. Çağ akıllı nesnelerin internetini çağıdır. “
Bunun üretimdeki sonuçları birçok alanda hayatımıza karışmış haldedir.
Özellikle otomobil sektöründe gelinen noktada sonuçları rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.
Çok özel tasarımları konu dışı bırakırsak, biçimde özgünlüğün bir süredir
ortadan kalktığını, logosunu görmeden markaları modelleri birbirinden
ayıramadığınızı görürsünüz.
Burada şu bakış açısı ortaya çıkabilir. "Makinelerin ürettiği makineler
için geçerlidir bu yaklaşım insana ulaşan her üründe bu nesnelerin interneti
iletişimini görmeyebilirsiniz."
Evet, hep böyle başlarlar ikna etmeye sonra insana ulaşan nesneler”
akıllanmaya “başladıkça hiçte öyle olmadığını görürüsünüz. Ya da hemen görmek
istiyorsanız pencereden kafanızı uzatın ve çevrenizdeki apartmanlara sitelere
bakın. Mimarinin bu kazığı uzun zaman önce yediğini fark edersiniz. Sonuç: aynı
biçimde binlerce mimari yapı. "Ama çok güzel devasa gökdelenler var
" diyenler çıkabilir. Evet varlar, fakat onlar sadece ana gücün
göstergesi ve işlevsel değil. Biçimi ancak ben yaparım diyen küçük bir
azınlığın kuvvet gösterisidir.
Yanıt gecikmez “sizi tutan mı var kendi evinizi kendiniz tasarlayın o
zaman”
İşte bu aşamada da mimarinin yediği kazığı ancak yasalarla karşılaşanlar
bilir.
Ama endüstri ürünleri tasarımında güya “özgünlük veya özgürlük” adına devrimsel
bir araç sunulur tasarımcılara
3D Yazıcı.
Kısaca şu demektir “Sanayide seri üretim küreselleşmenin sahiplerinin
hakkıdır ve akıllı nesnelerin işidir. Al tasarımcı sen bu 3d yazıcı ile kendini
tatmin et”
Bu oyunu ister evinde kendi kendine ister küçük işletmelerde kişiye
özel veya genel hizmet adına, istersen kendi tasarım atölyende özgünlük ve özgürlük
adına biçimsel arayışlarda, istersen orta boy bir işletme ortamı yarat, riske
gir ve çok sayıda ürüne ulaşabileceğin çalışma alanları oluşturarak ticarete
dök. Araştırma geliştirme için de kullanabilirsin. Sosyal sorumluluk
alanlarında yaratıcı fikirlerle insanları mutlu edebilirsin. Ama lütfen asıl
üretim alanlarından, seri üretimden uzak dur.
Çünkü ben küreselleşmeyi planlayıp sunduğumda sen küçük menfaatlerin için gelenekten,
yöreden, kültürden, ulus devlet kavramından vaz geçmeyi göze aldın. Paranı,
siyasetini, sanayini ve onlara bağlı eğitimini tek tip yapmayı tercih ettin,
buna da ses çıkaramazsın artık. 😊
O zaman çok yetenekli tasarımcıya ihtiyaç yok. Nitelikli personele
dönüştürülmüş mühendis kafalı eli kalem tutan tipler gerekiyor. Zaten eğitim
tipini tekelleştirdikleri için yeni sanayi sürümünün ihtiyaç duyacağı personel
yetiştiriminde tek kararla tüm okulları aynı şablonla yönetmek de mümkün. Aykırı
düşebilecek bazı ekollerin kendilerini koruma mekanizmaları gelişmemişse bu
onların suçudur. Ekollerinin farkında değillerse yok olmaya razılar demektir. Ya
piramidin tepesinde biçim oluşturmaya layık güçte yenilemeler yaparak
kendilerini korurlar ya da diğerleri gibi olurlar. Çünkü mutlaka yaratıcı gücü
kullanacak tasarımcı tipi gerekiyor ama her şeyi tepeden yönetilen bu sanayi
yaklaşımında o kadar çok sayıda olmalarına da gerek yok!
Buyurun cenaze namazına. 😊
Peki gerçekten bu şekilde mi sürecek atlanılan bir konu, unutulan bir
etken yok mudur?
Olmaz mı.. Gözünde dolarlar uçuşan, hırstan çılgına dönmüş şekilde
dolanan kesim, yazılımlarla programlanmış
makinelere hükmetmeyi tanrı olmakla eşleştirirken en değerli malzemesini
unutur. İnsanı unutur. Mitolojide ve neredeyse tüm inançlarda tanrının yok
oluşu insanların ona inanması ile gerçekleşir. Sonuç hep aynıdır insan kazanır.
Peki şimdi ve kısa dönemli süreler içerisinde endüstri ürünleri veya
ürün tasarımcılarının ne yapması gerekir?
Yukarıda “bu oyunu ister…. “ Şeklinde
başlayan paragrafa bakınız. Oralardaki kategorileri zenginleştirip içlerinde
kendinize ait yer bulun veya ortamın olanaklarını değerlendirin. Hayır ben ana
şablonda çalışacağım ve ana biçimi tasarlayan yerlerde yer alacağım diyorsanız bu
biçimlendirmenin gereği olan çalışma disiplininde kendiniz eğitmeye başlayın ve
olmanız gereken yerde olun. Keşfedilmeyi beklemeyin. Yeri neresiyse oraya gidin.
“Tam ortamda tam uyum ilkesini asla unutmayın “
ayrıca dikkat edin,3d yazıcı teknolojisi yetenekleri veya malzemesine göre tasarım
biçimlendirmeye çalışmak büyük bir hataya neden olabilir. Tıpkı 3d yazılımların
size verdiği üretme biçimlerine yazılımların yeteneklerine bağımlı kalarak
biçim üretmek ve tasarımcı olmaya çalışmak gibi bir facia ile karşılaşabilirsiniz.
Tasarımcılığınız yazılımın bir sonraki sürümün gerçekleşmesine kadar
bekleme konumuna geçer ve trajikomik bir tükenme sürecinde problemli bir
hayatınız olur
Sanayi 4.0 bir devrim midir? tabi ki hayır. Fakat içerdiği yapıda
devrimsel yoğunlukların benzerliği algısı vardır. O nedenle rahatlıkla “devrim”
olarak ifade edilmektedir.
Farkında olmayı "isyan etmek" ya da "her şeyi sil baştan yapalım" savaşında
mı kullanırsınız, yoksa süreçten insana mutluluğu verme adına elde ne varsa
kullanma yolunu mu tercih edersiniz bilemem. Veya “aslında şu şekilde de
yaklaşılabilir” diye fikriniz mi oluşur o konuda da bir öngörüm olamıyor.
Karar sizin. Dostça kalın..
Mehmet Naci Dedeal
Dostunuz… 😊