28 Ağustos 2018 Salı

Romalı Herodes


Tarih İS 2.yüzyıl zengin bir romalı olan Herodes Attikos oğlunun alfabeyi öğrenmesi için ona yaşıtı alfabe sayısı kadar yani 24 tane köle satın alır. Her kölenin ismi alfabenin harfleri ile başlamaktadır.  Oğlu kölelere emirler yağdırırken onları isimleriyle çağırarak alfabeyi öğrenmeye çalışır.

Varlıklı olmayan ailelerin çocukları ise tahta ve fildişinden yontarak yaptıkları harfleri kullanarak hem oyun oynamakta hem de alfabeyi öğrenmektedirler…
Horst Blanck “Antikçağda kitap” araştırmasında yazmış. Ben de biraz sahneledim. 

Şimdi bu kısacık sahnede neler görüyoruz ona bakalım.

Karakterler..

Herodos: Oldukça varlıklı bir adam 

Herodes'in oğlu: tam tanımlama yapılmamış belki ana kaynakta vardır. Fakat anlatılana göre günümüzdeki benzerlerinden pek farkı olmayan bir mirasyedi embesil. Her harf için o isimde köleye emir vermek zorunda kalan bir zekadan da üst düzey bir bilinç beklememek gerek.

Yoksullar: fildişi ve ahşap yontma yeteneğine sahipler büyük bir ihtimalle büyüdüklerinde yaratıcılıkları ve sanat nitelikleri gelişmiş karakterlere dönüşecekler. Binalar yapacaklar. El aletler ile ustalıklarını geliştirecekler. Taş ustası, marangoz, heykeltıraş, yazar, çizer olacaklar Herodes ve oğlunun lüks yaşamlarına hizmet edecekler. Kalan zamanda da halk için bir şeyler üretecekler

Alfabe köleleri:  Embesil oğlanın iki dudağının arasındaki canlar. Bu harfi sevmedim de diyebilir.  Hatta demiştir bile

Başka bir açıdan bakalım..

Günümüze yani İS 2, yy dan bu güne gelip adıyla sanıyla facebookta paylaştığımız bir adam var “Herodes Attikos “ 

Oğlunun adını bilmiyoruz tarihe geçmemiş. Ama hala onlardan çok var. 

Yoksullar. Tarihi isimlerin yoksullar olarak bize taşımış. Emeklerini değerli olduğundan adım gibi eminim ama isimleri yok. Hizmetlerinin karşılığını alıp almadıklarını da bilmiyoruz. Belki varsıllar yönüne bile geçmişlerdir. Fakat bir “Herodes Attikos” olamamışlar belli 😊

Köleler. Hiç yok olmadılar. Kullanılma biçimleri değişti. Konumları değişmedi. Herodoslar buna asla izin vermezler. Aç bırak, cahil bırak, sayılarını çoğalt, çaresiz kalsınlar ve kolaylıkla yönet.   

Dünya böyle bir yer işte. İnsan zannedildiği gibi ulu bir üretim değil. Hatalı imalat ve neredeyse hiç güncelleme almıyor ve değişmiyor.   

Şimdi Herodes isminin 1800 yıl sonra bile nasıl anıldığını dikkatli bir şekilde düşünüp kesin olmasa da tatmin edici bir yanıt bulun. :)

Kolay gelsin. Dostça kalın.
Mnaci.

25 Mart 2018 Pazar

Yeni medya tapınması

Büyük bilim adamı dahi falan olmaya gerek yok. Etrafınıza dikkatle bakın içnde yaşadığımız toplum rol modelsiz büyüyen ve hala rol modelsiz olan bir kalabalıktan oluşur.
Aileden başlar bu eksiklik ve en üst yönetime kadar gider.
16 devlet kurmuşuz bu topraklarda. Hepsi de savaşlarda yitirilen anne babaların eksikliği ile bir türlü yerleşik düzen kültürünün kalıcılığına sahip olmamış ve padişahların emrinde savaşlarda yitirilmiş hayatların boşluğu nedeniyle yıkılmış.

Her şeye rağmen Yunusu, Mevlanayı, Karacaoğlanı, Köroğlunu, Pir Sultan Abdalı doğruların simgesi olarak taşımış günümüze.

En değerli rol modelimiz Mustafa Kemali de adını Atatürk koyarak bağrına basmış ve öyle de kalacak.
Yerine başka birilerini koymak mümkün değil. Olmayacak,
Yıllardır sosyal medya üzerinden yapılmaya çalışılan değersizleştirme kirletme çabaları ise iş yaramıyor yaramayacak..

Bu medya ince ince işliyor değerleri karalamayı. Planlı bir şekilde adeta birilerinin doktora tezi gibi.

Sayısal ortam çağımızın iletişim tabanı ve insanlık tarihinde bu yıllara kadar olmayan bir olgu. İnsanoğlu bu yeni olgunun verilerine karşı savunma mekanizması geliştirmiş değil. yeni yeni öğreniyor fakat özellikle devlet yerleşikliğinde sorunları olan ülkeler önemli hasarlar alıyor ve alacak.

Sayısal ortam, eksikliğini yaşadığımız rol model kavramlarının yerine yerleşip bize emirler veriyor. Kimi zaman doğrudan, kimi zaman alt mesajlarla planlı bir şekilde üzerimize geliyor. Duyarsızlaştırma, kimliksizleştirme ve elde ettiği boşlukları da çürümeye yüz tutmuş kavramlarla doldurup güya yeni doğrularla yönetmeye çalışıyor. 
İnsan ömrü evrim için çok komik bir süredir. Yeni medyanın varlığı kaçınılmaz ise olmasını doğru kullanmak gerekliliği de kendi yanlışlarının yanında gelişir.
Tıpkı tüm yeniliklerin topluma yayılımında sorun yaşayıp sonra doğru yolu yakalamasnı izlediğimiz diğer örnekleri gibi.
Ateş gibi
Tekerlek gibi,
Yazı gibi.
Matbaa gibi
Sinema gibi
Televizyon gibi
İnternet gibi
ve şimdiki akıllı sistemler gibi

Çare de çok uzakta değil.
Yunus demişki "ararsan mevlayı kendinde ara, kudüs'te Mekke'de hac'da değildir."
Çok uzun yazılar yazılır bu konuda eminim ama "kısacası elini vicdanına koy, ona göre davran" demiş.

İnsan olmak için milyonlarca yıl mücadele ettin. BU deneyimin genlerine kazınmış yerlerinden gelen uyarılara kulak ver. Yanılmazsın. demiş... :)

Dostça kalalım. Doğru sorular sormayı öğrenelim.  :)

7 Mart 2018 Çarşamba

Tarih tekrar ediyor.

Tarih tekrar ediyor..

Nasıl mı?
Düşünün 1800 lü yılların ortalarındasınız. Sanayi devrimi koşa koşa geliyor. insanların giysi sorunları halen el dikimi yolu ile karşılanıyor. Çoğu kadın yüzlerce, binlerce insan  bu tekstil sahasında devamlı üretiyor ve gelecek için planlar yapıyor. Sanayi devrimi koşarak geliyor demiştik. Gelen bu devasa akım, matbaa ile simgelenen kadar güçlü bir değişimin ilk dalgası ve simgesi de dikiş makinesi.
Bir çok makine icad edilip üretiliyor ve özellikle de dikiş makinesi insan yaşamına doğrudan değen bir araç olarak çok önem kazanıyor. Onlarca kadın işçinin günlerce çalışıp yaptığı işleri saatler içerisinde yapabilme özelliklerine sahip ve bu tüm üretim alanlarında aynı hızla oluşmakta.
Sanayi devriminin karanlık ve aydınlık yüzleri yok. Hep karanlık olmuştur. Aydınlık sanılan yüzü beyaza boyanmış sadece.
Dikiş makinesini kullanan insanlar kalır. dikişi makinesini imal eden insanlar kalır. elle dikenler gider. Her zaman bu oyunun bozulmasına yardım eden seçim yok etmek olmuştur. yakarsınız yok olur. kalanlar artık dikiş makinesi ile üretim yapan fabrikalara dönüşür. binlerce umudu elinden alınmış çoğu kadın insan kalabalığı isyan eder grevler yapılır. Sonuç, ibret olsun der gibi çalıştıkları fabrikalarda yanar kadınlar. Kıyametler kopar ama sonra sessizlik başlar ve durulur.
Bir nesil bile geçmeden geleceklerini, ekonomik özgürlüklerini ve neredeyse gelecek tüm yüzyılda kadın olarak ikinci plana atılmalarına neden olan bu aracın üretimlerini satın almak, giymek için mağaza önlerinde birikenler yine kadınlardır.
Acılarını hatırlatmak için konulan kadın haklarının hatırlandığı gün bile, yine sanayinin parlak ürünleri ile gönlü alınan kadınlar gününe dönüşmüştür. hatırlatma iki türlüdür. gerçek olanı ise ibret olması için vurgulananıdır. Yine yakarım..!
Şimdi sanayi 4 var, 5 yolda ve bu kez sanayi çok kurnazca hareket ediyor. Değişim simgelerini keskin bıçak gibi kullanmıyor. Oldu bitti yapıp büyük kalabalıkların hareketliliğini tetiklemiyor. Yeni dikiş makineleri olan özellikle cep telefonu ve diğer parlak teknoloji ürünleri sakince, adım adım kalabalıkların güya kendi tercihleri imiş gibi yaşamalara sokularak, kabullerini kendi kendilerine değiştirmeleri sağlanıyor. Hatta sağlandı bile.
Şimdi gençler ve çocuklardan oluşan binler değil, milyonlarca kişiden oluşan kalabalıklar kendi geleceklerini elinden alacak olan yeni sanayi simgelerine tutkuyla bağlanmış halde yaşıyor. Kendi kayıplarının finansörleri, sponsorları olarak kendi bilinmez geleceklerinin kuyularını kazımakla meşguller.
Tarih tekrar ediyor ve küresel dünyanın devasa kenar mahallelerini oluşturacak büyük kalabalıklar el birliği ile ölü toprağı altında uzun sürecek olan bir habersizliğin kuyusunun kapısında. Fakata önemli bir fark var. Bu kez sayılar çok büyük. Ve ölümler de çok yavaş.
Hiç mi aydınlık yüzü yok bu sanayinin, 200 yılı aşan zaman hiç mi değişmedi? değişti elbet kazınan karanlığın altından çıkan parlaklıklar var. Var da, kimi aydınlatır fazla kimse bilmez. Bilenler de kimseye söylemez.

Onlar derki..

Şimdi öğrenmeyi öğrenmenin zamanı. Ya öğrenin, ya da bilim kurgu film senaryosu zannettiğiniz ama aslında gerçek olacak olan küresel varoşa katılın.

Gelecekteki insan hakları gününüz kutlu olsun

Mehmet Naci Dedeal.
              

   

24 Ekim 2017 Salı

Tasarım Çalmak !

Gelişmiş taklit yeteneği ile sanatçılık veya sanat dili ile tasarım sürecine katılabilme halinin çok acımasız sonuçları olur.

Mesele güzel çizmek veya çok güçlü bir taklit yeteneği sayesinde çarpıcı görsellere imza atmak ise zaten bunun kendi adıyla yeri var. Foto gerçekçi benzetim diyoruz buna. Bu şekilde çalışmayı tercih eden pek çok çizer var. Çok da güzel emekler sergiliyorlar.

Sorun tasarımcılığın ardında olması gereken "çizgiyle düşünebilme" yeteneğinin geliştirilmemiş olması nedeniyle içine düşülen çaresizliğin tasarımcıyı çalma eylemine doğru yöneltmesidir.

Eğer çizgiyle düşünebilmeyi doğal bir üretme oluşturma tekniğine dönüştürmezseniz, var olanı, üretilmişi ve özellikle de kalite sınırlarını belirgin bir şekilde yakalamış olan biçimleri olduğu gibi kullanma durumu yani kaba adıyla çalıntı yapma hali kaçınılmazdır. 

  
Bu bir alt benlik tuzağıdır. Haz peşinden ayrılamamanın bedelidir. Ayrıca bir üst benlik kazığıdır. mükemmeliyetçiliğin en kısa yoldan bencilce elde edilme durumudur. Bu iki alt ve üst benlik alanı o kadar baskındır ki, eyleme geçme noktasında benliğiniz yani egonuzda kalmışsa biraz ahlak kırıntısı, o da anında devre dışı kalır. Robot gibi emredileni yaparsınız.

Büyük bir ihtimalle de tedavi edilebilir. İlk şart bu gerçeği kabul edip yüzleşme cesaretini gösterebilmektir.

Bu tuzağa düşmemenin şartı da isteklerinizin değil, olması gerekenlerin peşinden gitme şartıdır.
bu şartın yerine getirilmesi de aşağıdaki konularda sürekli bitmeyen bir çalışma içinde olmaktır.
analitik düşünmek
Çıkarım yapabilecek kadar bilgili ve faklı açılardan bakabilmek
Sonucu bitmiş olarak görebilmek için 3 boyutlu düşünebilmek
Onu görselleştirebilmek. 2d - 3d veya maket olarak.

Sonrası kendiliğinden gelecektir. Doğadan gerçek anlamda alıntı yapabile yeteneğiniz gelişir ve özümseme sonucu yenilem süreci doğurganlığı başlar.

özgürleşirsiniz.. :)

Mehmet Naci Dedeal 

15 Ekim 2017 Pazar

Örüntü ve Ritim Nedir?

...

Matematik, geometride bolca duyulan bu terim, tasarımda da sıkça kullanılır.
Ürün tasarımındaki özgünlük arayışlarımızda kaçındığımız bir şeydir örüntü. Ama ritim varsa kaçınılmaz olarak yer alır.

kısaca:
Hedefte çözülecek anlam içeren bilgi birimidir örüntü . Ritim de bu bilgilerin çeşitli sıralamalarla tekrarlanması ile elde edilir.

kabaca:
mutfak fayanslarınız örüntüdür.
fayansların arasında belli aralıklarla dizdiğiniz diğer fayansla elde ettiğiniz sonuç ve eylem de ritim.
Tabi o ritim için kullandığınız diğer fayans da başka bir örüntüdür.

Yeni yaşam biçimimizde endüstrinin "şimdi sıra bunda" dediği akıllı üretim teknikleri ve onun denetimi olan otomasyon sayesinde özgünlük yerini sıradanlığa terk etmiştir. ( çok uzun sürmeyecek 15 yıl kadar ancak sürdürülür )

Doğal olarak bu sıradanlığın üretimi olacak ürünler ve onların tasarımcılığı söz konusudur. Tasarımcıların niteliklerinin kısıtlanmış olarak eğitiminden amaç da budur.

Tam ortamda tam uyum ilkesi gereği bu sistemin öğrencisi, öğretmeni, sanayicisi, üretim yöntemleri, pazarlamacısı, sunum teknikleri ve tüketicisi de buna göre yeniden planlanır.

Peki yeni tasarım tipi gelişiyorsa yada zaten geliştirilmiş ve yaygınlaşması için gerekli tasarımların ürünlere yansıması nasıl olur.

Önce "bu sistemin içinde olmak yada olmamak" gibi bir karar verilmesi gerekir.
karar olmak ise sonrasında elde etmek istediklerinizi listesini çıkarmalısınız. İster maddi, ister haz çerçevesinde olsun. Veya hepsinden biraz da diyebilirsiniz.
Sonra hedefinizi belirlersiniz.

Bu sayede oluşacak yeni ritimde hangi örüntü olmaya karar verdiğiniz ortaya çıkar.
Sonra sürece katılım için gerekli adımları atmanın yollarını aradığınızda doğru yere bakmaya başlarsınız.

İşte öğrenmeyi öğrenmek burada başlar.

küçük bir uyarı. Bu  öğrenmeyi öğrenerek elde edeceğiniz edinimleri kişilik gelişiminize katmayın. Kimliğinizi belirlemesin. Sadece hizmet olarak yapın.

Kolay gelsin. :)

Mehmet Naci Dedeal
Öğretim görevlisi  :)

20 Haziran 2017 Salı

Yeni Çağın Tasarımcı Hedefleri

Yeni tasarımcılık yolunda yeni hedefler ..

Çağı anlamak öğrenmeyi öğrenmek ve küresel dilde anlatabilmenin yeni yollarını bulmak yerine marker ile araba boyamada takılı kalanların şansının olmayacağı dönemler kendini açık ve seçik olarak gösteriyor. Bunlar sanayi 5.0 ( 4 değil ) hareketliliğinin adımlarıdır.  https://wake.com/ gibi..

Tabi önce katılım serbest olacak sonra yavaş yavaş ekipler oluşmaya başlayınca bir tür online danışmanlık süreci ile guruplaşmalar ve guruplara katılımlar ücretli olmaya dönüşecek. Bu çok normaldir çünkü aynı sosyal guruplar gibi herkes kendini önemli yazar çizer tasarımcı olarak göreceği için niteliksiz kalabalıklar oluşmaya başlayacak.. Ardından da standart gurupla gold platin guruplar gibi hiyerarşiler gelişecek..
Bütün bunlar çok kısa zamanda da olabilir. süreyi belirleyecek olan  bu ekipleşme yada küresel tasarım  etkinliğinden tasarımın diğer ayağı yani üretici  tarafı ne kadar kar elde edebileceğinin hesabını yapması olur.. Donanımlı iseniz kendinizi hızla dünyaya açılmış bir halde bulabilirsiniz.

Peki nedir donanımlar?
Kendinizi ifade etmek yerine herkes için anlaşılır dil kullanmaktır. Canlandırma ve grafik bunun en güçlü tabanını oluşturur. Grafik dil ve sinema dilinin uluslararası standartları vazgeçilmez olacak ve yeni teknolojinin bu dillere katılımı ile oluşacak anlatma biçimi çok büyük bir hızla nesil farkı yaratacaktır.. "Çok büyük bir hızla"yı tekrarlayarak vurgulamak istiyorum.

Şu anda ve bu aşamada küresel iletişim kullananlar arasında fark büyük değil. o nedenle treni kaçırmamanızı öneririm.

İletişimde daha fazla insana ulaşmanın amacının gerçekleştiriği çağdayız ve artık ulaşılmasına gerek olan herkese  rahatlıkla ulaşan bir küresel ağ kurulmuş durumda.
Şimdi sırada yeni hiyerarşilerin tasarlanması var ve tam olarak da bnun başlangıç aşamalarındayız .
Bu hiyeraraşilerin tasarımında etkin olan girdilerin teknolojilerinin ulaşılabilirliği, halen biraz fiyat farkı olsa da mümkün.. Ama sonra fark açılacak..

Açıldığı noktada "hiyerarşinin üst dilimlerinde olmak ve vazgeçilmez olarak tercih edilenlerden olmak" yeni tasarımcılık hedefidir.

Bu hedefin "herkes için ulaşılabilirliği" mümkün ise oluşacak kalabalığı nasıl önleriz fikrinin ilk adımı yetenek eğitimini ortadan kaldırmak ve olasılıkları planlı bir şekilde azaltmaktır.
Bu yeni sayısal ortam kapitalimzinin, eskiden destekli kuralı devreye girecektir. yani hak eden kazansın yuvarlaması içinde söylenen ve bizim Anadolumuzda eskilerin ifade ettiği gibi " nefesi olan borazancı başı olur" ( ya da daha argosu. anladınız siz onu )  keskinliği devreye girecektir.

Haberiniz olsun

Mehmet Naci Dedeal..

8 Şubat 2017 Çarşamba

Sanayi 4.0 & Game Over



Sanayi 4.0
Kısaca nedir, ne değildir ve endüstri ürünleri tasarımcıları için şimdi ve gelecek zamanlarda neleri değiştirecek?

Aşağıdaki yazılan ilişkileri sıralı olarak görenler için sanayinin gelmiş olduğu son aşamadır.
İnsan - insan
İnsan -  makine
Makine – makine
Eğer bu yazılanları sıralı olarak görmüyorsanız  
Makine – makine
İnsan – insan
Makine – insan
İlişkisi şeklinde de okuyup bir üstteki sıralamada oluşan algıdan daha güçsüz bir algı oluşmuyorsa sizde, hala sanatçısınız, ama bu aralar endüstri ürünleri ortamında tasarımcı olarak işiniz biraz zorlaşacak demektir.  

Neden?

Çünkü sıralama şeklinde görüyorsanız, insanı bu süreçte yaratıcı unsur olarak değil, hata kaynağı olarak görmeye başlamışsınız demektir.

Sanayi 4.0 dan olumlu beklentileri olanlar ne diyor bu konuda ona bakalım.
Doğrudan kaynak göstererek açıklama yapmak hedef göstermek gibi olacağından genel düşünceyi kısaca ben özetlemeye çalışayım. Çünkü bu yazı bir akademik makale değildir. farklı bir hedef için hazırlanan yazılardan cımbızla kelimeler çekip alıntılama yapmak zaman zaman yazarın ana fikrini göz ardı ederek yazının kullanılması anlamına gelebiliyor.

Şöyle diyor yeni 4.0 sürümü.
“Asıl olan daha çok üretmektir ve bu üretim sürecinde insanın yeri değişmiştir. Yazılımlarla donatılmış ilişkilerin adı bizce akıl demektir ve akıllı nesnelerin aralarındaki internet, sonuca sıfır hatayla ulaşmaya en uygun iletişim anlamına gelir. Çağ akıllı nesnelerin internetini çağıdır. “   

Bunun üretimdeki sonuçları birçok alanda hayatımıza karışmış haldedir. Özellikle otomobil sektöründe gelinen noktada sonuçları rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Çok özel tasarımları konu dışı bırakırsak, biçimde özgünlüğün bir süredir ortadan kalktığını, logosunu görmeden markaları modelleri birbirinden ayıramadığınızı görürsünüz.

Burada şu bakış açısı ortaya çıkabilir. "Makinelerin ürettiği makineler için geçerlidir bu yaklaşım insana ulaşan her üründe bu nesnelerin interneti iletişimini görmeyebilirsiniz."
Evet, hep böyle başlarlar ikna etmeye sonra insana ulaşan nesneler” akıllanmaya “başladıkça hiçte öyle olmadığını görürüsünüz. Ya da hemen görmek istiyorsanız pencereden kafanızı uzatın ve çevrenizdeki apartmanlara sitelere bakın. Mimarinin bu kazığı uzun zaman önce yediğini fark edersiniz. Sonuç: aynı biçimde binlerce mimari yapı. "Ama çok güzel devasa gökdelenler var " diyenler çıkabilir.  Evet varlar, fakat onlar sadece ana gücün göstergesi ve işlevsel değil. Biçimi ancak ben yaparım diyen küçük bir azınlığın kuvvet gösterisidir.
Yanıt gecikmez “sizi tutan mı var kendi evinizi kendiniz tasarlayın o zaman”
İşte bu aşamada da mimarinin yediği kazığı ancak yasalarla karşılaşanlar bilir.
Ama endüstri ürünleri tasarımında güya “özgünlük veya özgürlük” adına devrimsel bir araç sunulur tasarımcılara

3D Yazıcı.

Kısaca şu demektir “Sanayide seri üretim küreselleşmenin sahiplerinin hakkıdır ve akıllı nesnelerin işidir. Al tasarımcı sen bu 3d yazıcı ile kendini tatmin et”
Bu oyunu ister evinde kendi kendine ister küçük işletmelerde kişiye özel veya genel hizmet adına, istersen kendi tasarım atölyende özgünlük ve özgürlük adına biçimsel arayışlarda, istersen orta boy bir işletme ortamı yarat, riske gir ve çok sayıda ürüne ulaşabileceğin çalışma alanları oluşturarak ticarete dök. Araştırma geliştirme için de kullanabilirsin. Sosyal sorumluluk alanlarında yaratıcı fikirlerle insanları mutlu edebilirsin. Ama lütfen asıl üretim alanlarından, seri üretimden uzak dur.
Çünkü ben küreselleşmeyi planlayıp sunduğumda sen küçük menfaatlerin için gelenekten, yöreden, kültürden, ulus devlet kavramından vaz geçmeyi göze aldın. Paranı, siyasetini, sanayini ve onlara bağlı eğitimini tek tip yapmayı tercih ettin, buna da ses çıkaramazsın artık. 😊

O zaman çok yetenekli tasarımcıya ihtiyaç yok. Nitelikli personele dönüştürülmüş mühendis kafalı eli kalem tutan tipler gerekiyor. Zaten eğitim tipini tekelleştirdikleri için yeni sanayi sürümünün ihtiyaç duyacağı personel yetiştiriminde tek kararla tüm okulları aynı şablonla yönetmek de mümkün. Aykırı düşebilecek bazı ekollerin kendilerini koruma mekanizmaları gelişmemişse bu onların suçudur. Ekollerinin farkında değillerse yok olmaya razılar demektir. Ya piramidin tepesinde biçim oluşturmaya layık güçte yenilemeler yaparak kendilerini korurlar ya da diğerleri gibi olurlar. Çünkü mutlaka yaratıcı gücü kullanacak tasarımcı tipi gerekiyor ama her şeyi tepeden yönetilen bu sanayi yaklaşımında o kadar çok sayıda olmalarına da gerek yok!

Buyurun cenaze namazına. 😊

Peki gerçekten bu şekilde mi sürecek atlanılan bir konu, unutulan bir etken yok mudur?   

Olmaz mı.. Gözünde dolarlar uçuşan, hırstan çılgına dönmüş şekilde dolanan kesim,  yazılımlarla programlanmış makinelere hükmetmeyi tanrı olmakla eşleştirirken en değerli malzemesini unutur. İnsanı unutur. Mitolojide ve neredeyse tüm inançlarda tanrının yok oluşu insanların ona inanması ile gerçekleşir. Sonuç hep aynıdır insan kazanır.

Peki şimdi ve kısa dönemli süreler içerisinde endüstri ürünleri veya ürün tasarımcılarının ne yapması gerekir?
Yukarıda “bu oyunu ister…. “  Şeklinde başlayan paragrafa bakınız. Oralardaki kategorileri zenginleştirip içlerinde kendinize ait yer bulun veya ortamın olanaklarını değerlendirin. Hayır ben ana şablonda çalışacağım ve ana biçimi tasarlayan yerlerde yer alacağım diyorsanız bu biçimlendirmenin gereği olan çalışma disiplininde kendiniz eğitmeye başlayın ve olmanız gereken yerde olun. Keşfedilmeyi beklemeyin. Yeri neresiyse oraya gidin. “Tam ortamda tam uyum ilkesini asla unutmayın “

ayrıca dikkat edin,3d yazıcı teknolojisi yetenekleri veya malzemesine göre tasarım biçimlendirmeye çalışmak büyük bir hataya neden olabilir. Tıpkı 3d yazılımların size verdiği üretme biçimlerine yazılımların yeteneklerine bağımlı kalarak biçim üretmek ve tasarımcı olmaya çalışmak gibi bir facia ile karşılaşabilirsiniz.
Tasarımcılığınız yazılımın bir sonraki sürümün gerçekleşmesine kadar bekleme konumuna geçer ve trajikomik bir tükenme sürecinde problemli bir hayatınız olur

Sanayi 4.0 bir devrim midir? tabi ki hayır. Fakat içerdiği yapıda devrimsel yoğunlukların benzerliği algısı vardır. O nedenle rahatlıkla “devrim” olarak ifade edilmektedir.

Farkında olmayı "isyan etmek" ya da "her şeyi sil baştan yapalım" savaşında mı kullanırsınız, yoksa süreçten insana mutluluğu verme adına elde ne varsa kullanma yolunu mu tercih edersiniz bilemem. Veya “aslında şu şekilde de yaklaşılabilir” diye fikriniz mi oluşur o konuda da bir öngörüm olamıyor.

Karar sizin. Dostça kalın..
Mehmet Naci Dedeal
Dostunuz… 😊