Sanatı ve sanatçıyı yok etmek mi istiyorsunuz? Yok edilmiş kadar değersizleştirmek yada görünmez hale getirmek mi istiyorsunuz? Size uygulanan yöntemi anlatayım..
Bir güç değeriniz varsa onu tanımladığınız birimin sayısını çoğaltırsınız.
Değer aynı iken birim sayısı çoğalınca doğal olarak gücü temsil eden birim gücü değersizleştirir..
Konu sanatsa bu nasıl olacak.?
çok kolay
Sanatı güç ve değer olarak görüyorsak sanatçı sayısını çoğaltırız..
olmuyor mu?
Zor tabi.. Çünkü sanat, yoğun ve denetimsiz akan kocaman bir ırmakta doğru yerde toplaşan mineraller gibidir.
Kısa ömürlü insanoğlu bu evrimde genlerini o kadar kolay bir şekilde bir vücutta toplayamıyor.
Toplansa da farkına varılamıyor.
Farkına varılsa da eğitilemiyor.
Eğitilse de zaman dene boşlukta yolunu bulamıyor.
Yolunu bulsa da sonuca menzile gitmeye gücü yetmiyor.
Gücü yetse de kendini anlatamayabiliyor.
Kendini anlatsa da sağır kalabalıkların içinde sesini duyan çıkmayabiliyor.
Kalabalıklar ah o kalabalıklar..
işte sanat düşmanlarının elindeki koz, sayısal çokluk.. yani kalabalık.
Madem sanatçının sayısı çoğaltılamıyoruz zaten çok olanların yapabileceklerini sanat olarak tanımlayalım diyor bu sanat katilleri.
Hazır kalabalıklara ulaşma teknolojimiz ve bu kalabalıkları yönetme-yöneltme için elde " sosyal " medyamız da var.
Sanat dili zor geliyorsa kolay olanı dil, yapılanı da sanat gibi tarif ederek kurbağayı soğuktan başlayarak sonra yavaşça ısıtarak pişirmek gibi yapalım dediler ve yaptılar.
Sanatta asıl olana " geleneksel sanat " diyerek ötekileştirme uzaklaştırma ile kenara itelemeye başladılar. Yerine koymaya çalıştıklarına da "çağdaş modern" süslemesi ile "Yerleştirme ya da enstalasyon " dedikleri bir ilkel homurtu uydurdular.
ilkel mi? evet öyle olmak zorunda. Çünkü kalabalıklar yapabilmeli. Ortak payda da basit ritim ve ilkellik maalesef.
Malzemesi de bol. Adına çoklu ortam yani multimedia diyoruz.. Ses, müzik, resim, illüstrasyon, yazı, film, animasyon, fotoğraf ve yeni teknoloji ürünü bir çok iletişim ögesini bir kazana atıyorsunuz. İyice karıştırıp bir süre ılık ateşte pişiriyor sonra demlensin diye bekletiyorsunuz. Tüm medya ögeleri renklerinden biraz diğerine ekliyor. Az biraz da siz entel dantel söyleşmelerle süsleyip bienallerde, çalıştaylarda basının bol olduğu sunum alanlarında anlamını kendinizin de bilmediği bir kaç sözcüğü arkasına art yada sanat ekleyerek yediriyorsunuz.
Çevrenizde çocuğunuz, eşiniz, arkadaşınız, dostunuz yani ulaşabildiğiniz akıl verebildiğiniz birileri bu modern süslemeli güya "sanat" ile uğraşıyorsa uyarın, uzak dursun, kendine doğru dürüst bir iş bulsun yada hobi falan edinsin. Özellikle de yakın zamanlarda iyice zengin eğlencesine dönen bu aktiviteler üniversitelere de girmiş halde ve çoğu da görsel iletişim olarak pazarlanıyor.
Cüzdanı kabarık olanın sorunu olmaz tabi. Ama bu işi geleceğe yatırım diye yapacak hataya düşen orta hallinin geleceği sadece açlık. Zamana eziyetten başka bir şey değil.
Aman efendim batı bunu taaa 80 ler den bu yana yapıyor falan demeyin. Sanatın düşmanları zaten batıda.
Durum böyleyken böyle.. :)
Mehmet Naci Dedeal.