Mimarlığın çaresizce köşeye sıkıştığı zamanlar..
Cad cam yazılımlarıyla hızlanan ve tasarım sürecinde
yaratıcılığın sınırları diye yazılımların veya yazılım eklerinin yetenekleri
ardına sığınarak güç gösterisi yapmanın süreci asıl yüzünü
göstererek ortaya çıkmaya başlamıştır. Zaten ortada ama makyajlanmış,
maskelenmiş olarak gezen bu çarpık algı oyunu, maskelerin yavaş yavaş
indirilmesi ile görünür hale gelmiştir. Ama hala tam olarak ne gördüğünün farkında
olmayan çok fazla okul ve kurum var diyebiliriz.
Hiç gerekli olmadığı halde akademi tipi öğrenimin
yerini üniversite öğrenim tipi ile değiştirmesi aceleyle ve doğru planlanmadan
yapılmıştır. Her şehre üniversite komikliği Avrupa birliği kıstaslarına uyum ve
denklik adına içine düştüğümüz senaryonun ana göstergesiydi. Aklı başında
insanlar tepkiler gösterse de sesleri bir süre sonra duyulmaz olunca yanlışlar
normal olarak kabul görerek batış da hızlandı. Çoğalan üniversite sayısı ve
üniversitelerin kalabalık ortamları yaratması ile aslında hiç de ihtiyaç
olmadığı halde tasarım özellikle de mimarlık öğrenimine darbe vurdu. Çoğalan öğrenci
sayısı, yeterli olmayan akademik personelin denetimsiz büyümesine, içerikleri denetlenmeyen
eğitim müfredatlarına ve tek tek ulaşılamayan, kürsüden hitap edilen öğrenci profiline
kapı açtı.
CAD CAM yazılımları bu aşamada nitelik yerine nicelik
peşinde koşan eğitim öğrenimin “ imdadına “ yetişti. Kes, yapıştır, kopyala,
çoğalt, döndür, ekle, birleştir gibi komutlarla güya biçimlere ulaşan öğrenci,
bu yazılımların asıl gücünden habersiz olan eğitmenlerinin parlak ışıklarla ya da
daha önce görmedikleri sunum etkisi olan görsellerle gözlerini boyadı, alkışlarını
aldı ve batış hızlandı.
Özellikle mimari eğitime asıl darbe en güvendikleri alandan
geldi ki ( hala fark etmiş değiller ) CAD CAM yazılımları tasarım dedikleri
yapının temel elemanı haline dönüştü. Darbeyi de Revit örneği ile açıkça
gösterdi. Gösterdiği şey uluslararası bir iletişimi ile tasarımda yaratıcılığı
tamamen tekele alan bir network ortamını adeta ideale yakın bir standartlaşmanın
yakışıklı sunumu olarak satmalarıydı. Yanlışı gören akıllı insanlar itiraz
edince de eski kafalılık yaftası ile susturuldu. Birkaç yıl öncesine kadar
binlerce dolara satılan yazılımlar bir anda bedava dağıtılarak açıkça kümese
tavuk çağıran tilki oyununu oynadı ve ilk itiraz etmesi gereken kurumlar yani
okullar bu iletişim oyununu "geleceğin önlerine bedava sunulması" şekliyle
algılayarak etten önce kazana düştüler.
Batma sürecinde halen sonuca gelinmiş değildir. Ama görüntüyü
iyi izlerseniz geleceği kolaylıkla görebilirsiniz. Biraz yükselmek, uzaklaşmak,
uzaktan bakmak yeterlidir. Tek tip bina ile dolan şehir ve kasaba siluetleri,
üretim maliyetlerini düşüren fakat yaratıcılığı da bu seri üretim içinde yok
eden yeni teknoloji ve malzemeler. Küçük ofislerin kapanıp yerine paket proje
satan inşaat ortamları. İhtiyacı 10-15 olan okulların her sene neredeyse 100
öğrenciye kapı açmaları.
Bu yüzlerce öğrenci yaratıcılık nitelikleri ile
sorgulanmadıkları için kolaylıkla diplomaya ulaştılar ve şimdi sayıları
binlerle anılıyor. Yukardaki görüntüye göre onlara iş yok. Ya başka alanlara
dönecekler ya da paket üretim yapan ortamlarda sekreterden hallice pozisyonda
autocad veya 3d max kullanıcısı olacaklar.
Bunu ancak gören bazı mimarlık öğrenim ortamları çaresizce
adında tasarım olan diğer alanlar elini uzatmaya çalışmaya başladılar bu
aralar. )) Mimarlığın kendi alanı
içindeymiş gibi yutmaya çalıştığı diğer tasarım ortamları ( örneğin endüstri
ürünleri tasarımı gibi ) sindirilebilecek alanlar değildir. Aksine yapısal gelişimi çok sağlam bir tabana sahiptir.
Yani endüstri koşullarına ve desteğine bağlı ve ihtiyaçtan dolayı da
sürekliliği garanti olduğu için bırakın yutup sindirmeyi, içine girdikleri
alanı kendi yapılarına dönüştürme yetenekleri ile virüs gibidir. Kendisi kalır,
onu yutmaya çalışan yapı zayıflar kimliğini kaybederek eriyip gider.
Mimarlığın kendi yaratıcılık koşullarında öğrenim yapma
seçimi için hala vakti vardır. Az sayıda yetenekli ve personelden çok tasarımcı
nitelikleri ile aranacak olan mezunlar mesleğin şanını kurtarabilir. En son
yapılacak şey başka alanları yetkinliklerini mimarlık yapısı altına alarak tutunmaya
çalışmak olur.
Yazıyı bir tasarım hocasının basit gözlemi olarak okumuş olabilirsiniz.
Ama tespitler gerçektir. Gerçekler basittir ve sonuç da çok uzakta değildir.
Benden söylemesi. Sonra ben demiştim diyeceğim .)
Saygı ve sevgilerimle..
Mehmet Naci Dedeal