8 Şubat 2017 Çarşamba

Sanayi 4.0 & Game Over



Sanayi 4.0
Kısaca nedir, ne değildir ve endüstri ürünleri tasarımcıları için şimdi ve gelecek zamanlarda neleri değiştirecek?

Aşağıdaki yazılan ilişkileri sıralı olarak görenler için sanayinin gelmiş olduğu son aşamadır.
İnsan - insan
İnsan -  makine
Makine – makine
Eğer bu yazılanları sıralı olarak görmüyorsanız  
Makine – makine
İnsan – insan
Makine – insan
İlişkisi şeklinde de okuyup bir üstteki sıralamada oluşan algıdan daha güçsüz bir algı oluşmuyorsa sizde, hala sanatçısınız, ama bu aralar endüstri ürünleri ortamında tasarımcı olarak işiniz biraz zorlaşacak demektir.  

Neden?

Çünkü sıralama şeklinde görüyorsanız, insanı bu süreçte yaratıcı unsur olarak değil, hata kaynağı olarak görmeye başlamışsınız demektir.

Sanayi 4.0 dan olumlu beklentileri olanlar ne diyor bu konuda ona bakalım.
Doğrudan kaynak göstererek açıklama yapmak hedef göstermek gibi olacağından genel düşünceyi kısaca ben özetlemeye çalışayım. Çünkü bu yazı bir akademik makale değildir. farklı bir hedef için hazırlanan yazılardan cımbızla kelimeler çekip alıntılama yapmak zaman zaman yazarın ana fikrini göz ardı ederek yazının kullanılması anlamına gelebiliyor.

Şöyle diyor yeni 4.0 sürümü.
“Asıl olan daha çok üretmektir ve bu üretim sürecinde insanın yeri değişmiştir. Yazılımlarla donatılmış ilişkilerin adı bizce akıl demektir ve akıllı nesnelerin aralarındaki internet, sonuca sıfır hatayla ulaşmaya en uygun iletişim anlamına gelir. Çağ akıllı nesnelerin internetini çağıdır. “   

Bunun üretimdeki sonuçları birçok alanda hayatımıza karışmış haldedir. Özellikle otomobil sektöründe gelinen noktada sonuçları rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Çok özel tasarımları konu dışı bırakırsak, biçimde özgünlüğün bir süredir ortadan kalktığını, logosunu görmeden markaları modelleri birbirinden ayıramadığınızı görürsünüz.

Burada şu bakış açısı ortaya çıkabilir. "Makinelerin ürettiği makineler için geçerlidir bu yaklaşım insana ulaşan her üründe bu nesnelerin interneti iletişimini görmeyebilirsiniz."
Evet, hep böyle başlarlar ikna etmeye sonra insana ulaşan nesneler” akıllanmaya “başladıkça hiçte öyle olmadığını görürüsünüz. Ya da hemen görmek istiyorsanız pencereden kafanızı uzatın ve çevrenizdeki apartmanlara sitelere bakın. Mimarinin bu kazığı uzun zaman önce yediğini fark edersiniz. Sonuç: aynı biçimde binlerce mimari yapı. "Ama çok güzel devasa gökdelenler var " diyenler çıkabilir.  Evet varlar, fakat onlar sadece ana gücün göstergesi ve işlevsel değil. Biçimi ancak ben yaparım diyen küçük bir azınlığın kuvvet gösterisidir.
Yanıt gecikmez “sizi tutan mı var kendi evinizi kendiniz tasarlayın o zaman”
İşte bu aşamada da mimarinin yediği kazığı ancak yasalarla karşılaşanlar bilir.
Ama endüstri ürünleri tasarımında güya “özgünlük veya özgürlük” adına devrimsel bir araç sunulur tasarımcılara

3D Yazıcı.

Kısaca şu demektir “Sanayide seri üretim küreselleşmenin sahiplerinin hakkıdır ve akıllı nesnelerin işidir. Al tasarımcı sen bu 3d yazıcı ile kendini tatmin et”
Bu oyunu ister evinde kendi kendine ister küçük işletmelerde kişiye özel veya genel hizmet adına, istersen kendi tasarım atölyende özgünlük ve özgürlük adına biçimsel arayışlarda, istersen orta boy bir işletme ortamı yarat, riske gir ve çok sayıda ürüne ulaşabileceğin çalışma alanları oluşturarak ticarete dök. Araştırma geliştirme için de kullanabilirsin. Sosyal sorumluluk alanlarında yaratıcı fikirlerle insanları mutlu edebilirsin. Ama lütfen asıl üretim alanlarından, seri üretimden uzak dur.
Çünkü ben küreselleşmeyi planlayıp sunduğumda sen küçük menfaatlerin için gelenekten, yöreden, kültürden, ulus devlet kavramından vaz geçmeyi göze aldın. Paranı, siyasetini, sanayini ve onlara bağlı eğitimini tek tip yapmayı tercih ettin, buna da ses çıkaramazsın artık. 😊

O zaman çok yetenekli tasarımcıya ihtiyaç yok. Nitelikli personele dönüştürülmüş mühendis kafalı eli kalem tutan tipler gerekiyor. Zaten eğitim tipini tekelleştirdikleri için yeni sanayi sürümünün ihtiyaç duyacağı personel yetiştiriminde tek kararla tüm okulları aynı şablonla yönetmek de mümkün. Aykırı düşebilecek bazı ekollerin kendilerini koruma mekanizmaları gelişmemişse bu onların suçudur. Ekollerinin farkında değillerse yok olmaya razılar demektir. Ya piramidin tepesinde biçim oluşturmaya layık güçte yenilemeler yaparak kendilerini korurlar ya da diğerleri gibi olurlar. Çünkü mutlaka yaratıcı gücü kullanacak tasarımcı tipi gerekiyor ama her şeyi tepeden yönetilen bu sanayi yaklaşımında o kadar çok sayıda olmalarına da gerek yok!

Buyurun cenaze namazına. 😊

Peki gerçekten bu şekilde mi sürecek atlanılan bir konu, unutulan bir etken yok mudur?   

Olmaz mı.. Gözünde dolarlar uçuşan, hırstan çılgına dönmüş şekilde dolanan kesim,  yazılımlarla programlanmış makinelere hükmetmeyi tanrı olmakla eşleştirirken en değerli malzemesini unutur. İnsanı unutur. Mitolojide ve neredeyse tüm inançlarda tanrının yok oluşu insanların ona inanması ile gerçekleşir. Sonuç hep aynıdır insan kazanır.

Peki şimdi ve kısa dönemli süreler içerisinde endüstri ürünleri veya ürün tasarımcılarının ne yapması gerekir?
Yukarıda “bu oyunu ister…. “  Şeklinde başlayan paragrafa bakınız. Oralardaki kategorileri zenginleştirip içlerinde kendinize ait yer bulun veya ortamın olanaklarını değerlendirin. Hayır ben ana şablonda çalışacağım ve ana biçimi tasarlayan yerlerde yer alacağım diyorsanız bu biçimlendirmenin gereği olan çalışma disiplininde kendiniz eğitmeye başlayın ve olmanız gereken yerde olun. Keşfedilmeyi beklemeyin. Yeri neresiyse oraya gidin. “Tam ortamda tam uyum ilkesini asla unutmayın “

ayrıca dikkat edin,3d yazıcı teknolojisi yetenekleri veya malzemesine göre tasarım biçimlendirmeye çalışmak büyük bir hataya neden olabilir. Tıpkı 3d yazılımların size verdiği üretme biçimlerine yazılımların yeteneklerine bağımlı kalarak biçim üretmek ve tasarımcı olmaya çalışmak gibi bir facia ile karşılaşabilirsiniz.
Tasarımcılığınız yazılımın bir sonraki sürümün gerçekleşmesine kadar bekleme konumuna geçer ve trajikomik bir tükenme sürecinde problemli bir hayatınız olur

Sanayi 4.0 bir devrim midir? tabi ki hayır. Fakat içerdiği yapıda devrimsel yoğunlukların benzerliği algısı vardır. O nedenle rahatlıkla “devrim” olarak ifade edilmektedir.

Farkında olmayı "isyan etmek" ya da "her şeyi sil baştan yapalım" savaşında mı kullanırsınız, yoksa süreçten insana mutluluğu verme adına elde ne varsa kullanma yolunu mu tercih edersiniz bilemem. Veya “aslında şu şekilde de yaklaşılabilir” diye fikriniz mi oluşur o konuda da bir öngörüm olamıyor.

Karar sizin. Dostça kalın..
Mehmet Naci Dedeal
Dostunuz… 😊